

Rıza-ı İlahi
Rahmân ve Rahîm olan Rabbimizin adıyla… Âlemlerin Rabbine (c.c.) nihayetsiz hamd; âlemlerin efendisine, âline ve ashabına nihayetsiz salât ü selâm olsun. O sultanlar sultanının ahlâkı ile ahlâklanmış cümle ehl-i imana rahmetler olsun. İlâhî rıza; cümle âlemin Hâlıkı, eşi ve benzeri olmayan, yani Subhân olan Rabbimizin (c.c.) kulundan hoşnut olması, onu sevmesi ve ona muhabbet etmesidir. İşte yaratılış gayesinin kulluk olduğu bilincine ermiş bir müminin yegâne gayesi bu rızaya


TÛL-İ EMEL
İnsanın, hiç bitmeyecekmiş gibi uzun vadeli planlar yapmasına tûl-i emel denir. Oysa dünya, geçici bir konak yeridir; burada ancak sınırlı bir vakit kalacağımızı, yaptıklarımızdan ve söylediklerimizden sorumlu tutulacağımızı unutmamamız gerekir. Dünyaya bağlarını sağlam attığını zanneden kişi, sürekli daha fazlasını elde etme çabasıyla büyük ve kontrolsüz bir dünya perestliğe sürüklenir. Bu hâl, insanı ahiretin sürekliliğinden ve vazifelerinin öneminden koparır. Dünya telaşı,


Emri Bil Ma'ruf Nehy-i Anilmünker
İnsanlığın kurtuluşunun bağlı olduğu bu yüce değer ve emir rabbimizin Kur'an-ı azimüşşanın'da bir çok yerinde de Emir buyurduğu bu gerçeğin bir örneği Al-i İmran Suresi 104. Ayeti kerime'de bizlere şöyle ifade edilir; وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ Ey mü’minler! İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü yasaklayan seçkin bir topluluk bulunsun. İşte onla
