İlgisizlik Hastalığı
- Psk.Dan. Furkan Çağlıyan

- 15 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Değersizlik hissi çoğu zaman çocukluk döneminde temellenir. Sürekli eleştirilen, kıyaslanan, görmezden gelinen ya da koşullu sevgiyle büyüyen bireyler, zamanla “Olduğum hâlimle yeterli değilim” inancını içselleştirir. Bu inanç yetişkinlikte farklı maskelerle ortaya çıkar. Kimi insan başarıyla, kimi dış görünüşle, kimi de sürekli konuşarak ya da dramatik davranışlarla ilgi çekmeye çalışır. Ortak nokta ise aynıdır: İçeride hissedilen eksikliği dışarıdan gelen onayla doldurma çabası…
Sosyal medya bu süreci daha da görünür ve yoğun hâle getirmiştir. Beğeniler, takipçi sayıları ve yorumlar, insanlara geçici bir değer hissi sunar. Ancak bu değer, dış koşullara bağlı olduğu için kırılgandır. İlgi azaldığında ya da beklenen karşılık alınmadığında, değersizlik duygusu daha da derinleşir. Böylece kişi, bir kısır döngünün içine girer: Daha fazla ilgi için daha fazla çaba, daha fazla çaba için daha fazla tükenmişlik.
Tüm bu bahisler kişinin kendisi tarafından fark edilip dizginlenmediği sürece ardı arkası gelmez bir dizi davranışa yol açar. Öyle ki kişi bu ihtiyacını karşılamak noktasında tıpkı bir madde bağımlısı gibi yoksunluk çeker ve adeta kriz yaşar. Bu süreçte de bu kimselerin durumu açlıktan ölmek üzere olduğunu düşünen kişinin önüne geleni ayırt etmeksizin yeme eğiliminde olmasına benzetilir. O kimselerin tek önemsediği temiz-kirli , doğru-yanlış fark etmeksizin boğazından bir şey geçmesidir.. Bu yoksunluktaki kişiler de belli bir zamandan sonra kaynağı ne olursa olsun iyi veya kötü fark etmeksizin dikkat çekmek ve gündemde olmak isterler.
Malumunuzdur ki nefs, ilahi hitaba karşı gelmiş ve ancak açlık ile cezalandırılması neticesinde Rabbini tanımıştır. Bu sebepledir ki nefsin en yoğun tepki gösterdiği ve katlanamadığı şeylerin başında açlık gelir. Bu açlık kavramını daimi fiziki açlık olarak değerlendiriyor olsak da daha geniş bir perspektiften bakıldığında nefsin her türlü arzusuna duyduğu açlıkta benzer tepkiler verdiğini görebiliriz. Nefsin talebi yemek içmek, şan şöhret, ilgi görmek, övülmek, baş olma sevdası gibi farklı şekillerde ortaya çıksa da tepkisi daima bunlara doğru hırsla yönelmek ve bunlardan mahrum kaldığında hırçınlaşmaktır.
Bu açlığa karşı tutunulan tavır kişiyi günahlara götürebildiği gibi beraberinde toplumu da topyekün fesada sürekler. Bu durumun en net örneğini bugün sosyal medyada ilgi ve beğenilme arzusu uğruna kendi bedenini sergileyen mahremini öne çıkaran her türlü hayasızlığı çekinmeden yapan kişilerde görebiliriz. Bu kişiler karşımıza bazen ‘cesur pozlar’ adı altında bazen ‘büyük entrikalar’ bağlamında bazen de ‘aykırı bir fikir’ kisvesiyle karşımıza çıkar. Bunları ayırt etmenin en basit yolu aldıkları dönüt neticesinde motivasyonlarındaki bağıl değişikliktir. Yani bu tür kişilere genellikle olumlu ya da olumsuz dönüt verildiğinde bu kimseler fıskını arttırır ki elde ettiği primi arttırabilsin. Hal böyle iken bilinçli olan kimseye düşen şudur ki: bu tür ilgi arsızları ve açlarına karşın en iyi müdahale onların bu halini tespit edip bekledikleri primi onlara vermemektir. Bugün sosyal medyada bu durum üzerinden binlerce takipçi kazanan, etkileşim oluşturan ve bunu paraya çeviren kimseler bulunmaktadır. Bu yöntem için açık bir isim bile geliştirilmiş adına da ‘rage bait’ yani ‘öfkelendirme yemi’ denilmiştir. Bilinçli veya bilinçsiz olarak sergilenen bu davranışa karşı uyanık olmak ve duygulara kapılıp bu kimselere istediğini vermemek son derece mühimdir.



Yorumlar