top of page

İHMAL VE İMTİHAN

  • Yazarın fotoğrafı: Dr.Aliosman Dağlı
    Dr.Aliosman Dağlı
  • 13 Şub
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 14 Şub

Yüce Allah (cc); her şeyi yaratan, gözeten, yöneten ve adl-i mutlak olandır. Bu mutlak hakikatten gafil olan birçokları, dünyada yaşanan zulümlere ve zorlu imtihanlara kendi diledikleri tek bir perspektiften bakarak O’na sızlanmaktadır. Hâlbuki Yüce Allah (cc), kimilerini yükseltip kimilerini de alçaltmak için hikmetiyle iş görmektedir. Hem geçmiş ümmetlerde hem de Hz. Peygamber (sav)’in ümmetinde zaman zaman “Hani haber verdiğiniz azap? Allah’ın yardımı ne zamandır?” gibi sualler yöneltilmiştir.

Günümüzde de özellikle Gazze, Arakan ve Doğu Türkistan’daki zulümlere tahammül edemeyen birçok kişi, merhamet kisvesine bürünmüş bir isyan tohumuyla ya da fıskından doğan şüphelerinden ötürü; çok azları da bu acı imtihan karşısında duydukları ızdırap neticesinde samimi bir acıyla benzeri söylemlerde bulunmaktadır. Mussolini, Hitler, Stalin, Enver Hoca, Tito, Kral Faruk, Kaddafi, Saddam ve Esed gibileri nasıl zamanı gelince tahtlarından düşüp hak ettikleri sona kavuşmuşlarsa, günümüzün firavunları da biçilen akıbete mutlaka ulaşacaklardır. Bu arada birçok salih Müslüman şehitlik ve gazilikle şereflenecek, niceleri de mana derecelerinde yüksek mertebelere ulaşacaktır.

Nasıl ki bir tasarımcı, elindeki elbiseyi en mükemmel ve mümkün olduğunca göz alıcı hâle getirmek için elbise üzerinde dilediği tasarrufta bulunabiliyorsa; mülkün sahibi olan Allah (cc)’ın da dilediği gibi tasarrufta bulunması muhakkaktır. O’nu kimse sınırlayamaz. Ancak bilinmelidir ki O (cc), kullarına asla zulmetmez ve merhametlilerin en merhametlisidir. İbrahim Hakkı Erzurûmî Hazretleri’nin “Hak şerleri hayr eyler.” diye başlayan Tefviznâme’si bu hakikati oldukça güzel ifade etmektedir.

Hastasını ameliyat etmek üzere eline neşteri alan cerrahın “katil” olduğu fikrine kapılan kişi misali, basit olayları bile bütünüyle anlamaktan aciz kimseler, takdir-i ilahinin hikmetlerini anlamaktan elbette mahrumdur.

Bir insanın kendisine verilmemiş imkânları başkalarıyla kıyaslayarak kaderine itiraz etmesi, yaratılış hikmetini gözden kaçırmasına sebep olabilir. Her kulun istidadı, nasibi ve imtihanı farklıdır. Kimi makamla, kimi mal ve şöhretle, kimi ise daha ağır kayıplarla sınanır. Özellikle evladını ya da sağlığını kaybeden bir kimsenin yaşadığı acı son derece derindir ve bu imtihan, sabır bakımından kolay değildir. Ne var ki bu sabrın karşılığında vaat edilen ilahi mükâfatlar, dünya ölçüleriyle kıyaslanamayacak kadar yücedir. Açlık hâlinde pişen yemeği beklemenin zorluğu nasıl geçici ise, sabırla taşınan bu tür imtihanların zahmeti de ebedî kazançlar karşısında sınırlıdır. Ancak dünya hayatını merkeze alan birçok insan, ahiretin ebedî mükâfatlarını yeterince tefekkür edemediği için bu hakikati kavramakta zorlanmaktadır.

Kartalın yavrusunu uçması için yuvadan atması, ilk bakışta merhametsizlik gibi görünse de aslında onun kanatlarını güçlendiren bir terbiyedir. İnsan da hayatındaki zorlukları yalnızca zahiriyle değerlendirdiğinde hikmeti göremez; fakat iman nazarıyla baktığında her imtihanın ardında bir rahmet kapısının aralandığını fark eder.

Sonuç olarak, ihmal ile imhal arasındaki farkı idrak edebilen kişi, başına gelen musibetlerde hikmet arar; isyan yerine sabrı, şikâyet yerine tevekkülü tercih eder. Zira kulun görevi hükmü sorgulamak değil, hikmeti kavramaya çalışmaktır. Dünya geçici, imtihan süreklidir; ebedî olan ise Allah’ın adaleti ve rahmetidir. Bu sebeple mümin, gördüğü her zorlukta Rabbinin kendisini terbiye ettiğini bilmeli, umutla ve teslimiyetle yoluna devam etmelidir. Çünkü imtihanı doğru okuyanlar için her zorluk, hakikatte daha yüce bir dirilişin habercisidir.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page