top of page

Hakikat mi, Heva mı?

  • Yazarın fotoğrafı: Dr.Aliosman Dağlı
    Dr.Aliosman Dağlı
  • 5 gün önce
  • 1 dakikada okunur

Dinin ve hakikatin en büyük imtihanı, düşmanlarının açık saldırıları değil; onu savunduğunu iddia edenlerin yanlış temsilleridir. Bugün hakikat adına konuştuğunu söyleyen nice insan, aslında kendi hevasını merkeze alarak din üzerinden çıkar devşirmektedir. Ayrılığa sürükleyen bu zihniyet, farklı olanı dışlayıp kendisini “tek doğru” ilan etmekte; böylece hakikati yüceltmek yerine onu daraltmakta ve yozlaştırmaktadır.

Oysa insanlar fıtrat gereği farklı kültürlere, anlayışlara ve mizaçlara sahiptir. Bu farklılıklar mezhep, meşrep ve meslek çeşitliliği olarak tezahür eder. Eğer bu çeşitlilik ilim, edep ve hüsnüniyet çerçevesinde yaşanırsa, çokluk içinde birlik doğar ve tevhid daha görünür hâle gelir. Ancak hevaya tabi olunduğunda bu farklılıklar kaçınılmaz olarak fitne üretir. Sorun farklılıkta değil; farklılığı taşıyan niyetin mahiyetindedir.

Allah Teâlâ’nın ve Resûlullah’ın (s.a.v.) tercihlerini hiçe saymak her zaman açıkça yapılmaz. Bazen bu, süslü cümlelerle; bazen “yorum”, “çağdaş okuma” veya “yeni bakış açısı” kılıfı altında gerçekleşir. Nassları kendi arzu ve beklentilerine göre eğip bükenler, inkârlarını Firavun ve Nemrut misali açıktan değil; daha sofistike ve münafıkça bir gizlilikle sürdürürler. Onların amacı hakikati savunmak değil; onu kendi hedefleri doğrultusunda araçsallaştırmaktır.

Bu zihniyet için din, insanı Allah’a yaklaştıran bir rehber değil; güç ve nüfuz devşirilen bir alana dönüşür. Böyle kimselerin elinde ölçü kaybolur, edep zedelenir, ilim yerini sloganlara bırakır. Hakikat, insanları birleştiren bir rahmet olmaktan çıkar; ayrıştıran, ötekileştiren ve çatıştıran bir söyleme dönüşür.

Neticede mesele farklı görüşlerin varlığı değil; bu görüşlerin hangi ahlâk, hangi ilim ve hangi istikamet üzere savunulduğudur. Hakikat heveslerin emrine girdiği anda tevhid zedelenir, birlik dağılır ve din; hidayet vesilesi olmaktan çıkıp fitnenin dili hâline gelir. Bu sebeple her mümin, konuşmadan önce niyetini; hüküm vermeden önce haddini; hakikati savunduğunu iddia etmeden önce ise kime ve neye hizmet ettiğini ciddi biçimde sorgulamak zorundadır.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page