Hak Yolunun Yol Kesicileri
- Dr.Aliosman Dağlı

- 6 Oca
- 2 dakikada okunur
İnsanlık tarihi, Hz. Âdem’in (a.s.) yaratılışıyla başlayan ve İblis’in "dosdoğru yol üzerinde oturma" yeminiyle şekillenen devasa bir mücadele alanıdır. Kur’an-ı Kerim’de A’râf Suresi’nde beyan edildiği üzere şeytan; insanı saptırmak için önünden, arkasından, sağından ve solundan yaklaşacağını ilan etmiştir. Bu saptırma çabaları, özellikle insanın asıl yaradılış gayesi olan "marifetullah" yolunda daha girift ve tehlikeli bir hal alır. Tasavvuf yolunda mesafe kat etmek isteyen "sâir-i fillâh" adayları için bu yol kesicilerin hilelerini bilmek, hayatta kalmanın ilk şartıdır.
Yol kesicilerin en mahir olduğu alan, hakikati batıl ile perdelemektir. Çoğu zaman "hizmet, cihat veya ilim" gibi ulvi meşgaleleri öne çıkararak dervişi amellerin en büyüğü olan zikrullah’tan alıkoyarlar. "Ümmet bu haldeyken dervişlik mi yapılır?" veya "Farzlar yeterlidir, nafileye ne hacet?" gibi telkinler, aslında müridin manevi bataryalarını doldurmasını engelleyerek onu kuru bir aktivizme mahkûm etme çabasıdır. Oysa manevi derinliği olmayan bir hizmet, köksüz bir ağaç gibi kurumaya mahkûmdur.
Bir diğer stratejik saldırı alanı ise mürşit ile mürit arasındaki bağdır. Şeytan ve onun takipçileri, mürşidin beşerî yönlerini büyüterek müridin kalbindeki "teslimiyet" kalesini yıkmaya çalışırlar. Bazen de mürşidi ulaşılamayacak kadar yüksek bir makamda gösterip, müridi "ben ona layık değilim" ümitsizliğine düşürerek yoldan koparırlar. "Bu zamanda ne mürşid kalmıştır ne de mürit" diyerek tasavvufun yaşanabilirliğini tamamen inkâr ettirmek en yaygın yol kesme yöntemlerinden biridir.f
Günümüzde müteşeyyihlerin verdiği zararları kullanarak hakiki mürşid-i kâmiller hakkında şüphe uyandırmak en etkili hilelerden biridir. İlmî kariyeri veya dış görünüşü bahane ederek bir mürşidin ehliyetini sorgulatan bu zihniyet, irşadın kalbî bir mesele olduğunu unutturmak ister. Ayrıca; rabıta, tevessül ve istimdat gibi bazı tasavvufî konuları "tevhit" hassasiyeti adı altında tartışmaya açarak taliplerin zihnini vesveselerle bulandırırlar.
Hz. Âdem ile İblis arasında başlayan bu kadim savaş bugün tüm sıcaklığıyla devam etmektedir. Hak dostluğuna talip olan kişinin yolu zahmetli düşmanı ise azılıdır. Ancak bilinmelidir ki; hedef ne kadar büyükse engeller de o kadar büyük olacaktır. Yol kesicilerin sayısı ve yöntemleri ciltlere sığmasa da, Allah müminlerin dostudur.
Mü’min Suresi 44. ayette buyurulduğu üzere; "Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını hakkıyla görendir." Bu şuurla hareket eden bir talip için hiçbir hile kalıcı olamaz. Önemli olan hileyi fark etmek, mürşide sadakatle sarılmak ve manevi disiplinden taviz vermemektir. Unutulmamalıdır ki; düşman ne kadar kavi olursa olsun, Allah merhametlilerin en merhametlisidir.
Dr. Aliosman DAĞLI


Yorumlar