Emri Bil Ma'ruf Nehy-i Anilmünker
- Ali Kaya

- 13 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
İnsanlığın kurtuluşunun bağlı olduğu bu yüce değer ve emir rabbimizin Kur'an-ı azimüşşanın'da bir çok yerinde de Emir buyurduğu bu gerçeğin bir örneği Al-i İmran Suresi 104. Ayeti kerime'de bizlere şöyle ifade edilir;
وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Ey mü’minler! İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü yasaklayan seçkin bir topluluk bulunsun. İşte onlar, doğru ve kalıcı yatırım yapıp kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
İçimizde bu hakikata davet eden insanlar elbette asırlardır hep var olmuştur.
Başta kâinatın efendisi sevgili peygamberimiz ve geçmiş bütün peygamberler bu emir ile insanlığı doğruluğa ve hakka davet edip, o davete icabet edenlerin Kurtuluşuna vesile olmuşlardır.
İslamiyet bu emir ile yeryüzüne hakim olmuştur.
Bu emiri terk edenlerin ise Ashab-ı sebt'te olduğu gibi Allah'ın yasaklarını çiğneyen o kavim zahiri ve batıni olarak helak olmuşlardır.
Davut (a.s) zamanında yaşayan ve Allah'ın cumartesi günü için koyduğu avlanma yasağı emrine itaatsizlik ettikleri için Allah'ın azabına çarptırılan Beni İsrail'den bir topluluktu.
Toplumun felahı bu emrin yerine getirilmesine, toplumun fesadı ise bu emri terkine bağlı olduğunu bizlere başta Kur'an-ı azimüşşan ve diğer bütün kitaplar ve cenab-ı hak haber vermiştir.
Emir bi'l-ma'rûf nehiy ani'l-münker ilkesi inanç, ahlak ve muamelat (karşılıklı ilişkiler) boyutlarıyla sırasıyla kelam, ahlak ve fıkıh gibi farklı İslam ilimlerine konu olmuş; uygulamada siyaset ve idareden ticaret ve ahlaka kadar uzanan geniş bir yelpazede etkisini göstermiştir. İdarecilerin bu ilkeye göre yönetmeleri ve bunu sağlayacak tedbirler almaları önemli idarî ve toplumsal meseleler arasında yer almıştır. Bu doğrultuda genel ahlakı, ticarî ilişkileri ve kamu düzenini sağlamak yine emri bil maruf emrine bağlıdır.
Huzeyfe (ra)’den rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v), emr-i bil maruf'un önemine binaen şöyle buyurmuştur;
والَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَتَأْمُرُنَّ بالْمعرُوفِ ، ولَتَنْهَوُنَّ عَنِ المُنْكَرِ ، أَوْ لَيُوشِكَنَّ اللَّه أَنْ يَبْعثَ عَلَيْكمْ عِقَاباً مِنْهُ ، ثُمَّ تَدْعُونَهُ فَلاَ يُسْتَجابُ لَكُمْ
"Canımı gücü ve kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, ya iyilikleri emreder ve kötülüklerden nehyedersiniz ya da Allah kendi katından yakın zamanda üzerinize bir azab gönderir. Sonra Allah’a yalvarıp dua edersiniz ama, duanız kabul edilmez.
İyiliği emir, kötülükten sakındırmayı kendine şiar edinen bir toplum; sağlam, dengeli, kuvvetli bir birlik meydana getirir, "fazilet toplumu" olur. Böyle bir toplumda, zararlı çevreler kimseye dokunamaz, yangınlar seyredilmez, yavru yılanların, birer kobra haline gelmesine göz yumulmaz. Kamu vicdanı, duyarlı olur.
Velhasıl Rabbimizin bu kıymetli emiri yerine getirildiği takdirde bütün sistem yerli yerine oturmuş olur, ahlak seviyesinin bağlı olduğu bu yüce emir ile toplum feraha kavuşur ve kimsenin kimseye zarar veremeyeceği bereketli ve hayırlı bir toplum olmuş olur.


Yorumlar