top of page

KÜRESEL İFSAT

  • Yazarın fotoğrafı: ESFA News
    ESFA News
  • 19 Ara 2025
  • 2 dakikada okunur

Kur’an’daki "Hars" (ekin) kavramı, sadece tarla sürmek değil, insanın temel geçim kaynağı, gıdası ve rızkı demektir. Bugün "Yahudi sermayesi" veya "küresel üst akıl" olarak tanımlanan yapıların tarım üzerindeki faaliyetleri tam olarak bu fesat tanımına uymaktadır.

Doğal ve "atalık" tohumların yerine, genetiğiyle oynanmış, tek seferlik (kısır) tohumların ikame edilmesi ekinin fıtratını bozmaktır. Toprak bir kez bu tohumlara alıştırıldığında, dışarıya bağımlı hale gelmektedir.

Dünyadaki tohum piyasasının dev şirketlerin elinde toplanması, gıdanın bir silah olarak kullanılmasını sağlar. Ayetteki "helak etme" ifadesi, tam da bu bağımlılık düzeniyle bir toplumun açlıkla terbiye edilmesidir.

Laboratuvar ortamında üretilen "yapay et" gibi projeler, Allah’ın yarattığı fıtratı değiştirme (tagyîr) girişimidir.

"Nesil" (zürriyet) kavramı, insanın biyolojik devamlılığını ve ahlaki kimliğini temsil eder. Günümüzde nesle yönelik saldırılar biyolojik olmaktan ziyade zihinsel ve dijital yollarla yapılmaktadır

Küresel medya ve lobi faaliyetleri üzerinden "toplumsal cinsiyet" adı altında yürütülen çalışmalar, doğrudan neslin devamını hedef almaktadır. Aile kurumunun zayıflatılması, neslin köksüz kalmasına neden olur.

Çocukların ve gençlerin zihin dünyasının algoritmalarla yönetilmesi, ahlaki kodların bozulması da bir "nesil fesadı"dır. Genç beyinlerin fıtrattan koparılıp mekanikleşmesi, ayetin işaret ettiği yıkımın modern halidir.

Gıdalar üzerinden insan hormonlarıyla oynanması (örneğin östrojen artırıcı katkı maddeleri), biyolojik olarak neslin niteliğini düşürmekte ve kısırlığı artırmaktadır.

Maide 64. ayette Yahudiler için kullanılan "Yeryüzünde fesat çıkarmaya koşarlar" ifadesiyle, Bakara 205'teki "ekin ve nesli bozma" eylemi birleştirildiğinde karşımıza bir "hükmetme stratejisi" çıkar.

Tarihsel süreçte ve günümüzde, finans sistemini (faiz/riba), ilaç sanayisini ve tohum endüstrisini elinde tutan yapıların büyük ölçüde Siyonist ideolojiye hizmet eden odaklar olması, bu ayetlerin tefsirinde doğrudan bu yapıları akla getirmektedir. Zira bir toplumu diz çöktürmenin en kestirme yolu, onu aç bırakmak (ekin) ve ahlaken/biyolojik olarak çürütmektir (nesil).

Sonuç olarak,  ayette Rabbimizin "Fesadı sevmediği" vurgusu, Müslümanlara bir takım görevler yükler:

Yerli ve doğal üretimi desteklemek ,

Aile bağlarını güçlendirmek ve çocukları dijital/küresel ifsattan korumak,

"İyilik yapıyoruz" diyerek gelen (tıpkı Ahnes bin Şerik gibi) küresel ajandaların arka planını ferasetle okumak gerekir.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page